MANUEL TEDAVİUzm. Fzt. Yiğit Gürsoy Oluşturuldu: 2017-03-29 10:49:23
Görüntü Sayısı: 1787

MANUEL TEDAVİ

Manuel Tedavi; en geniş tanımıyla el ile yapılan tedavilere verilen isimdir.

MANUEL TEDAVİ

Manuel tedavinin tarihi çok eskilere dayanmaktadır. M.Ö. 5.yy'da Hipokrat'ın manuel tedavi yöntemlerini uyguladığı bilinmektedir. Bilinenin aksine kırıkçı-çıkıkçı olarak tabir edilen kişiler sadece bizim kültürümüzde değil hemen hemen her kültürde yer almışlardır. Eski zamanlarda doktorlar sadece saraylarda ve soylu kişilerin yakınlarında bulunduğu için ağrı problemi yaşayan kişiler kendileri bazı yöntemler geliştirmek zorunda kalmaktalardı. Bunların bir kısmı başarılı olsa da birçoğu bilimsel bir temele dayanmadığı için hem başarısız hem de tehlikeli olmaktaydı. İşte manuel tedavinin geleneksel tarihçesi buradan başlamaktadır.

Manuel tedavinin modern tıbba girişi ise 19.yy'ın sonlarına doğru olmuştur. Özellikle avrupa ülkelerinde kayropraktik, osteopati,... gibi manuel tedavi bilim dalları yaygınlaşmaya başlamıştır. Günümüzde ise gelişmiş ülkelerin birçoğunda manuel tedavi yaygın bir şekilde kullanılmakta hatta bazı ülkelerde devlet kişilerin manuel tedavi masraflarını dahi karşılamaktadır.

Manuel tedaviyi en geniş haliyle el ile yapılan tedavilerin bütünü olarak tanımlasakda bu yöntemler özel uygulamalar içermektedir. Bu uygulamaları yapabilmek için yeterli anatomi, fizyoloji, kinzeyoloji gibi vücut dinamiklerinin bilinmesi ve bunlara ek olarak manuel tedavi uygulamaları hakkında kanıta dayalı teorik bilgilere ve yeteri kadar pratik birikime sahip olmak gerekir. Eğer manuel tedavi uygulayan kişi bu kriterlere sahip değilse yapılan uygulamalar kozmetik masajdan daha ileriye geçemez. Dediğimiz gibi manuel tedavi el ile yapılan tedavilerinin bütününe verilen bir isimdir, buna göre masaj da bir manuel tedavi yöntemidir ancak işin içinde kanıta dayalı tıp uygulamaları olmadığı sürece tedavi edici değil sadece kısa süreli bir rahatlama sağlayıcı bir yöntem olarak kalacaktır.

Manuel tedavinin en etkili ve en sık kullanılan yöntemlerinden bir tanesi eklemler üzerine bilhassa da omurga üzerine uygulanan manipülasyon denilen yöntemdir. Eklemin özel bir pozisyona alınarak belirli manevralarla ani bir basınç altında pozisyonlanması olarak tanımlanabilir. Kişinin ani bir hareket sonrasında yada uzun süreli tekrarlanan yanlış bir hareket ile eklemlerde meydana gelen kilitlenmeler sonrasında ağrı ve hareket kısıtlılığı meydana gelir. Bu duruma yumuşak dokulardaki gerginlikler de eşlik edebilir. Manipülasyon tedavisi ile bu kilitlenmeler açılarak eklemin fizyolojik hareket sınırlarına gelmesi sağlanır ve ağrı ortadan kaldırılmaya çalışılır.

Omurga üzerine yapılan manipülasyon uygulamaları sadece ortopedik problemlerde değil visseral (iç organlar ile ilgili) problemlerde de destekleyici bir tedavi metodu olarak kullanılabilir. Çünkü, iç organlarımız omurganın iki yanından çıkan sinirler ile uyarılır ve bu çıkış noktalarında birçok akupunktur noktası bulunmaktadır. Bu çıkış noktalarına yapılan uygulamalar hedef organın uyarılarak belirli fizyolojik reaksiyonların meydana gelmesini sağlar.

Manuel tedavi, vücudu bir bütün olarak görür, bir bütün olarak değerlendirir ve tedavi metodunu ona göre çizer. Uzman ellerde yapıldığı sürece hiçbir zararı yoktur. El ile yapılan ve vücuda herhangi bir kimyasal zerk edilmeden uygulanan doğal bir tedavi metodu olduğu için hiçbir yan etkisi yoktur. Ağrı kesiciler problemi çözmekten ziyade sadece perdelemektedir ve uzun vadede daha ciddi sorunlara yol açabilmektedirler. Zira, problemi ortadan kaldıran ilaçların içindeki etken maddeler değil etken maddelerin vücutta harekete geçirdiği fizyolojik reaksiyonlardır. Manuel tedavi ile problemli bölgeye ve komşu bölgelere müdahelede bulunarak daha kalıcı çözümler sağlanabilmektedir. Baş ağrıları, çene ağrıları, boyun ağrıları, sırt ağrıları, bel ağrıları ile kol ve elde meydana gelen problemlerde kısaca tepeden tırnağa uygun görülen her noktaya manuel tedavi uygulamaları yapılabilir.

Manuel tedavi, diğer fizyoterapi modalitelerine ek olarak kombine bir şekilde planlanabildiği gibi başlı başına da bir tedavi protokolü olarak düzenlenebilir. Klasik fizik tedavi uygulamalarından farklı olarak genellikle hastanın her gün olarak almasını gerektiren bir tedavi metodu değildir. 3-4 günlük seans aralıklarıyla toplamda 4-5 seanslık bir süreçte çözüme ulaşmayı amaçlar. Uygulama yapılan rahatsızlığın durumuna göre seans aralıkları ve toplam seans sayısı değişiklik gösterebilir.


Bu yazı Uzm. Fzt. Yiğit Gürsoy tarafından yazıldı ve 1787 kere izlendi.


Yorumlar

Yükleniyor...


İlgili Makaleler