İLAÇ ALERJİLERİLokman Hekim Hastaneler Grubu Oluşturuldu: 2017-01-12 07:20:06
Görüntü Sayısı: 2160

İLAÇ ALERJİLERİ

Bilim ve teknolojinin kendini yoğun bir biçimde hissettirdiği günümüzde, artık tedavilerin belirlenmesinde araştırma-geliştirme programlarıyla ilaç endüstrisinin katkısı büyüktür. Bu sektör hemen hemen her hastalık için bir ilaç geliştirmekte ve toplumun hizmetine sunmaktadır. Bu çeşitlilik insanları yaygın olarak gereksiz ilaç kullanmaya yönlendirmiştir. İnsanlar hasta olacakları endişesi ile evlerinde ilaç depolamakta, hem kendileri hem de yakın çevreleri bu ilaçları bilgisizce tüketmektedir.

İLAÇ ALERJİLERİ

Bu yaygın ilaç kullanımı, birtakım sorunları da beraberinde getirmektedir. İlaçlar insanlara yardım etmek için geliştirilmiş olsa da, çoğu istenmeyen yan etkiler ortaya çıkarabilmektedir. Bu etkiler; tedavi eksiklikleri, zehirlenme veya bağımlılık haricindeki tüm tedavi dışı etkiler olarak tanımlanır. Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan araştırmalara göre, bu etkilere bağlı yılda 75,000 ile 106,000 ölüm bildirilmektedir.

İlaca ait yan etkilerin çeşitliliği nedeniyle bu etkilerin nedeninin anlaşılması çoğu zaman mümkün olamamaktadır. Bu etkiler “beklenen” ve “beklenmeyen” etkiler olarak bilinmektedir. Beklenen etkiler arasında; ilacın yüksek dozda alımı ile ortaya çıkan bulgular, ilacın yan etkileri ve diğer ilaçlar ile etkileşimleri sayılabilir ve bu etkiler ilaçlarla görülen tepkilerin büyük bir oranını oluşturur (%75-80). Beklenmeyen etkiler ise daha küçük bir hasta grubunda ortaya çıkar. İlaç kullanımını takiben ortaya çıkan “alerji” beklenmeyen bir etki tipidir ve tüm istenmeyen ilaç tepkilerinin yaklaşık %25’ini oluşturur. İlaçlara bağlı gelişen alerjinin ne sıklıkta görüldüğünün öngörülmesi güçtür. Bu oran hastaneye yatan hastalarda %2.2 olarak bildirilmektedir.

Alerji

Vücudumuz bağışıklık sisteminin, çevremizde bulunan ve zararlı olmayan bazı maddelere karşı aşırı şekilde ve anormal bir reaksiyon vermesi alerji olarak tanımlanmaktadır. Bağışıklık sistemimiz; çevremizde bulunan ve vücudumuza burun, nefes yolu, sindirim sistemi ve deriden giren yabancı ve zararlı maddelere karşı yaşamı devam ettirmek için birtakım reaksiyonlar oluşturur. Bu reaksiyonlarla bağışıklık sistemi hücreleri, zararlı maddeleri ortadan kaldırır ve bunların vücuda girmesini engeller. İlaç alerjilerinin ise birkaç farklı şekli vardır. İlaçlar yabancı maddeler olarak vücuda alındıklarında savunma hücreleri tarafından tanınıp bu alerjik tepkilerden birini oluşturabilirler. Teorik olarak bütün ilaçların alerji oluşturabilme potansiyelleri vardır. Ancak bazı ilaç tepkilerinin oluş mekanizmalarının tam olarak tanımlanamadığı da bilinmelidir. Değişik alerjiler, çeşitli hastalık belirtilerine neden olur. Alerji tipleri ve bunların neden olduğu belirtiler aşağıda sıralanmaktadır.

1. Tip 1 Alerji

NLhKdJ.jpg

Genetik yatkınlığı olan bireyin ilacı alması ile önce vücutta bir duyarlılaşma oluşur. Bu duyarlılık sonucu, bağışıklık sistemi normalde bu maddeye karşı salgılamaması gereken IgE adında bir antikor salgılar. Bu antikor kan dolaşımı ile vücudun her tarafına dağılarak bağışıklık sistemi mast hücrelerine yapışır. Eğer ilaç tekrar kullanılırsa, kanda dolaşan ve “mast hücre” adı verilen hücrenin üzerinde yerleşmiş bulunan bu IgE ile karşılaşarak tepkime verir. Bunun sonucunda bu hücreden “histamin, lökotrien vs” adı verilen bazı ürünler salınır (Şekil 1). Bu ürünler ise alerjenin etki yarattığı organlarda ve genellikle ilk yarım saat içinde anormal şiddette bir alerjik yangı oluşturup hastalığın bulgularının çıkmasına neden olur. Bu belirti ve bulgular şunlardır:

Deri

Kızarıklık, kaşıntı, kaşıntılı döküntüler, ürtiker (halk dilinde kurdeşen veya dabaz olarak da bilinir), el-ayak, göz veya dudak çevresinde kaşıntısız şişlikler (anjioödem)

b2GdYA.jpg

Gözler

Sulanma, yanma, batma, çapaklanma ve kızarıklık.

Üst hava yolları

Burun akıntısı, hapşırma, burun tıkanıklığı gibi nezle belirtileri, dilde şişme, ses kısıklığı, konuşmada peltekleşme, boğazda tıkanıklık (larinks ödemi).

Alt hava yolları

Nefes darlığı, hırıltılı solunum, öksürük.

Anaflaksi

Yukarıda tanımlanan tepkilere ilaveten; tansiyon düşüklüğü, bilinç kaybı ve diğer bazı belirti-bulguların en az ikisinin bir arada olduğu bir klinik bulgu topluluğuna “anaflaksi” adı verilir.

2. Tip 2 Alerji

Tip 2 alerji nadir görülen bir durum olup vücuttaki bir hücrenin yüzeyine karşı “IgG” veya “IgM” tipi antikor oluşması ile ortaya çıkar (Şekil 2). Bu reaksiyonlar potansiyel olarak hayatı tehdit eder nitelikte olup, yüksek dozda alınan ilaçların alerjiye yol açması sonucu iki tip klinik durum gözlenir.

Kan sistemine ait bozukluklar

İlaca bağlı kansızlık (Coombs’ pozitif hemolitik anemi), pıhtılaşma hücrelerinin sayısında azalma ile (trombositopeni) sonuçlanan kanamalar ve savunma sistemi hücre sayılarının azalması (nötropeni) ile gelişen ciddi infeksiyonlar ortaya çıkabilir.

Böbrek sistemine ait bozukluklar

Bazı ilaçların (özellikle antibiyotiklerin) kullanımı, böbreğin yapısal hücrelerine karşı antikor oluşmasına neden olur. Bunun sonucu olarak da “interstisyel nefrit” denilen bir böbrek hastalığı oluşur.

01NVtP.jpg

3. Tip 3 Alerji

Alınan ilaca karşı bir “antikor” oluşur ve bu ilaç-antikor ikilisi “immün-kompleks” olarak adlandırılan bir yapı oluşturur. Bu yapı çeşitli organ ve dokularda birikir, kompleman” adı verilen bir sistemle etkileşime girip yerleştiği organa göre belirti ve bulgular oluşturur.

1QvqJE.jpg

Serum hastalığı

Alınan ilacın son dozundan 1-3 hafta sonra ciltte döküntü, ateş, büyük eklemlerde ağrı ve bezeler ile karakterize serum hastalığı ortaya çıkar.

İlaç ile ortaya çıkan Lupus

Özel bir romatizmal hastalık olan Lupus’un (sistemik lupus eritematozus) ilaç alımı sonrası ortaya çıkmasıdır.

Vaskülit (Damar iltihabı)

Genel ya da cilde sınırlı damar iltihabı olabilir. Cilde sınırlı olan tipinde bacaklarda mor renkli kabarık döküntüler oluşur. Genel vaskülitte ise böbrek, deri ve akciğerler tutulur.

4. Tip 4 alerji

Tip 4 alerjide; ilaç alındığında vücudun savunma hücrelerinden olup “lenfosit” olarak adlandırılan hücreler uyarılır ve birtakım maddelerin salınması ile doku yıkımı gerçekleşir.

Bu reaksiyon geç dönemde kendini deride kaşıntı, kızarma, içi su dolu kesecikler (vezikül) şeklinde gösterir. Bu görünüm egzema (alerjik egzematöz kontakt dermatit) olarak tanımlanır. Daha çok cilde sürülen ilaçlar bu tepkiye neden olurlar. Bu alerji tipi için daha önceden bu ilaçların kullanılmış olması gereklidir.

Yalancı alerjik (psödoalerjik) tepki

İLAÇ ALERJİLERİ

Günlük hayatta alınan bir çok ilaç kullanımı ile; aynen “alerji” de olduğu gibi vücutta kaşıntı, kızarma (Resim 2), ürtiker, anjioödem, astım, nezle, şok gibi tablolar oluşabilmektedir. Ancak bu ilaçlara karşı “alerji” tanısı için gerekli olan antikor (IgE) varlığı gösterilememiştir. Bu ilaçlar; başka yollarla “mast hücre” adı verilen hücreyi uyarmakta, histamin vs. gibi ürünler salınmakta ve sonuç olarak yukarıda belirtilen belirti ve bulgular oluşmaktadır


İLAÇLARIN ALERJİK OLUŞUNU BELİRLEYEN FAKTÖRLER

Tıbbi uygulamalarda çok çeşitli ilaçların kullanılmasına rağmen, bunlardan bazılarında alerjik tepkilerin görülmesi ilginçtir. Çoğunlukla antibiyotikler (penisilin, sefalosporin ve sülfonamidler), ağrı kesiciler, epilepsi ilaçları (fenitoin) ve ameliyatlarda hastayı uyutmak için kullanılan narkotik ilaçlar alerjik reaksiyonlara yol açmaktadır. Bunu belirleyen hastaya ve ilaca ait birtakım özellikler mevcuttur.

İlaca ait özellikler ele alındığında; ağrı kesici ve antibiyotikler gibi aşırı tüketilen ilaçların daha sık alerjik reaksiyonlara neden olduğu dikkati çekmektedir. Yapısı karışık olanlar, molekül ağırlığı fazla olan ve vücudun savunma hücrelerini uyarabilme yeteneği olan ilaçlar ile daha sık alerjik reaksiyonlar görülmektedir. İlaç uygulamalarında bir takım faktörler ön plana çıkmaktadır. Sık aralıklarla ya da uzun süre kullanılan ilaçlar ile alerji daha sık görülürken vücuda direkt olarak deri altından veya damar içinden yapılan ilaçlar ise hem daha sık hem de daha ölümcül alerjik reaksiyonlara neden olmaktadır.

Alerjik reaksiyonlar; kadınlarda erkeklere oranla daha sık görülmekle birlikte bunun nedeni tam olarak bilinmemektedir. Erişkin yaşta alerjik reaksiyonlar çocukluk dönemine göre daha sık izlenmektedir. Ayrıca alerjik hastalıklarda genetik de önemlidir. Bazı gen araştırmalarında ilaç alerjilerinde ailevi geçişin olduğu gösterilmiştir. Yine eşlik eden karaciğer veya böbrek hastalıklarında; vücuttan atılması güçleşen ilaçlar vücutta birikmekte ve sonuç olarak alerji görülme olasılığı artmaktadır.

İLAÇ ALERJİLERİNDE TANI

Farklı ilaçlar kullanımında değişik mekanizmalarla alerjik reaksiyonlar gelişebileceğinden ilaç alerjilerinin tanısı oldukça güçtür. Tanıya, birkaç yöntem birlikte değerlendirilerek ulaşılmaya çalışılır.

a) ÖYKÜ:

Hasta tarafından hekime aktarılan bilgiler öykü olarak adlandırılır. Öykü alınırken ilaç ile alerjik tepkime arasındaki ilişkinin iyi kurulması gereklidir. Tepkinin hangi ilaçla, ilacın hangi dozunda, ilaç alımından ne kadar süre sonra çıktığı ve özellikleri detaylandırılmalıdır.

Öykü alınırken şunlara dikkat edilmelidir:

1. Hastanın kullandığı tüm ilaçların adı-son 1 ayda kullanmış oldukları dahil- kaydedilmelidir.

2. İlaç alımı ile belirtilerin ortaya çıkışı arasındaki zaman ilişkilendirilmelidir.

3. İlacın veriliş yolu, tedavi süresi, daha önceden uygulanıp uygulanmadığı sorulmalıdır.

4. Ortaya çıkan belirtiler detaylandırılmalıdır.

5. İlaç kullanımı kesilmiş ise bu durumda belirtilerin kaybolup kaybolmadığı öğrenilmelidir.

b) TESTLER:

Genel inanışın tersine belirli bir cilt testi veya kan testi ile bir hastanın hangi ilaçlara alerjisi olduğu tayini yapılamaz. Böyle bir tarama testi bulunmamaktadır. Ancak, hastanın anlattıkları doğrultusunda şüphe uyandıran ilaçla daha önceki araştırmalarda kullanılıp önerilen test yöntemleri ile tanıya ulaşmak mümkündür. Burada kullanılan testler; ilaca özgü cilt testleri, çeşitli kan testleri ve ilacın kontrollü olarak uygulanması ile gerçekleştirilen provokasyon testleridir.

I. CİLT TESTLERİ:

Cilt testleri (prick testi) (Resim 3) ve deri içine uygulanan testler (Resim 4)) her ilaç alerjisinin tanısında kullanılmaz. Şüphelenilen ilaç “IgE” adı verilen özel koruyucu antikor yapımına neden olduğu düşünülen gruptan ise –yani Tip 1 alerji yapan bir ilaç ise- cilt testleri uygulanır. Yüksek yoğunlukta kullanılan ilaçlarla ciltte tahriş oluşabileceğinden; testlerde ilaçlar, sulandırılarak ve belirli aralıklar ile giderek artan dozlarda uygulanır. Testlerin ilaca bağlı gelişen reaksiyondan en erken 4-6 hafta sonra yapılması gereklidir. Test öncesi hastaya detaylı bilgi verilir ve yazılı olarak onayı alınır. Testler; bu işin uzmanı olan kişi denetiminde ve acil durumda yaşama geri döndürmeye yönelik müdahalenin yapılabileceği her türlü donanım ve ekipmana sahip bir ünitede yapılmalıdır. Cilt testlerinin tanıda kullanıldığı ilaçlar aşağıdaki gibidir.

Cilt testlerinin tanıda kullanıldığı ilaçlar

-Antibiyotikler (Penisilin, Sefalosporin)

-Lokal anestetik maddeler

-Ameliyat sırasında kullanılan ilaçlar

-İndüksiyon ajanları

-Kas gevşeticiler

-Narkotik ağrı kesiciler

-Epilepsi ilaçları (Fenitoin)

-Kanser ilaçları (Karboplatin, Sisplatin)

II. İLAÇ PROVOKASYON TESTLERİ :

İlaç provokasyon testleri; tıbbi öykü ile herhangi bir ilaç kullanımı sonrası bildirilmiş alerjiyi kanıtlamak ve ihtiyaçlar doğrultusunda etkili ve emniyetli bir ilaç seçeneği bulmak amacı ile yapılmaktadır.

Test edilecek ilaç, bu konuda uzmanlaşmış bir doktor kontrolünde, çok düşük dozlarda başlanıp belirli aralıklar ile doz arttırılarak uygulanır (Resim 5). Eğer oluşan alerji bu ilaca aitse test sırasında ya da sonrasında yeniden alerjik belirtiler ortaya çıkacaktır. Bununla birlikte ilaç ilk kez uygulanıyor ve reaksiyon gelişmiyorsa bu ilaç alternatif ilaç olarak kabul edilir. Bu testler sırasında hafiften çok ciddiye kadar değişen alerjik tepkiler olabilir. Bu nedenle test öncesi hastaya yapılacak işlem hakkında detaylı bilgi verilmeli ve hastanın yazılı olarak onayı alınmalıdır.

Bu yöntem içerdiği sakıncalar nedeni ile; sadece bu işin uzmanı olan kişiler denetiminde ve acil durumda yaşama geri döndürmeye yönelik müdahalenin yapılabileceği her türlü donanım ve ekipmana sahip bir ünitede yapılmalıdır.

III: YAMA TESTİ :

Yama testleri alerjik etkisini geç ortaya çıkaran ilaçlar için kullanılır. İlaç özel bir malzeme içinde sırta yapıştırılıp 48 saat bekletilir. Bu süre sonunda 48. 72. ve 96. saat cilt bulguları değerlendirilir. İlacı yapıştırıldığı yerde; kızarıklık (hiperemi), kabarıklık (endurasyon) ve içi su dolu şişlik (vezikül) görülmesi ilaç alerjisini düşündürür.

IV: KANDA YAPILAN TESTLER :

İlaç alımı sonrasında alınan kan örneklerinde şüphelenilen ilacın yaptığı alerjik tepki tipine göre bazı incelemeler yapılabilir. Bunlar arasında ilaca özgü antikorlar (IgE ve/veya IgG tipi), eozinofil sayımı, triptaz düzeyi ölçümü, bazofil aktivasyon testi ve lenfosit transformasyon testi sayılabilir. Bu testlerin sonuçları sadece araştırılan ilaca aittir.

İLAÇ ALERJİLERİNİN TEDAVİSİ

İlaç alerjilerinin tedavisinde iki ana tedavi yöntemi vardır.

İlki o an için mevcut olan alerjiye yönelik acil tedavi edici uygulama, ikincisi ise bu alerjinin ileride bir daha meydana gelmemesi için yapılacak korunma tedbirleridir.

A) MEVCUT ALERJİK BELİRTİLERE KARŞI TEDAVİ

1. Öncelikle sorumlu ilaç kesilir.

2. Mevcut yakınmalara yönelik tedavi uygulanır. Bu tedaviler mutlaka doktor tarafından önerilmeli hasta kesinlikle kendi başına ilaç belirlemeye çalışmamalıdır. Aksi takdirde çok ciddi sonuçlarla karşılaşılabilir.

B) KORUNMA YÖNTEMLERİ

1. Mevcut ilaç alerjisine yönelik uygulamalar

* Hastaya; mevcut ilaç alerjisine yönelik kaçınması gereken ilaç listesi yazılı olarak verilmelidir.

* Hasta daima yanında; takip edildiği bölüm tarafından verilen ve alerjisi olduğu ilaçları gösteren künye ya da kart taşımalıdır.

* Acil bir durumda uygulanması gereken (örneğin acil ameliyat) önlemler yazılı olarak verilmelidir.

* Hastanın ilaç kullanma tutumu gözden geçirilmelidir. Hasta kesinlikle kendiliğinden eczaneden ilaç almamalı ya da kullanmamalıdır. Kendisine reçete yazacak olan her doktora; ilaç alerjisi olduğunu söylemeli ve bu konuda daha önceden yapılmış testler varsa göstermelidir.

*Hastaya; ilaç alımı sonrası gelişebilecek anaflaktik şok durumunda kullanılacak adrenalinli enjektörler reçete edilmelidir. Bu enjektör, anafilaktik reaksiyonların (alerjik şok) acil tedavisi için (hastaneye ulaşıncaya kadar) geliştirilmiş bir otomatik şırıngadır. Hasta tarafından kendi kendine uygulanabilecek şekilde yapılmıştır.

2. Alerji yapan ilacın mutlaka kullanılması gerekirse!!!

Hastanın alerjik olduğu ilaç doktor kararı ile mutlaka kullanılması gerekiyorsa, bu ilaç mevcut hastalığın tek tedavisi olup verilecek alternatif bir ilaç yoksa; bu konuda uzmanlaşmış merkezlerde hastaneye yatırılarak hastaya “desensitizasyon” işlemi yapılır. Bu uygulamada alerjik olduğu kesin kanıtlanmış ilaç; çok düşük dozlarda başlanır, belirli aralıklarla doz artımı yapılır ve vücudun bu ilaca alışması sağlanır.

Bu işlem son derece ciddi sonuçlar doğurabileceğinden; mutlaka bu konuda uzmanlaşmış doktorlar tarafından hastanede uygulanmalıdır. Test öncesi bu işlem hakkında hastaya detaylı bilgi verilmeli ve yazılı olarak hastanın onayı alınmalıdır. Hasta, alerjisi olan bu ilacı kendi kendine asla kullanmamalıdır.

3. Alternatif ilaçların önerilmesi

* Alerji yapan ilacın kullanılması zorunlu değilse, farklı kimyasal yapıya sahip bir ilaçla provokasyon testi yapılarak hastaya alternatif bir ilaç önerilebilir.

* Testte, güvenilir olduğu düşünülen bir gruptan ilaç seçilerek düşük dozdan başlanarak belirli sürelerde doz artımına gidilir. 24 saat sonunda hastada herhangi bir tepki gelişmemişse hasta bu ilacı kullanabilir. Yine bu testlerin, mutlaka bu konuda uzmanlaşmış doktorlar tarafından hastane koşullarında uygulanması gereklidir. Bu testlerden önce hastaya yapılacak işlemle ilgili olarak risk ve yararlar detaylı olarak anlatılmalıdır. Hasta bu işlemi yazılı olarak kabul ettiğini belirtmelidir.

Sonuç olarak; ilaç alerjilerinin en önemli nedeni yaygın ve gereksiz ilaç kullanımıdır. Hastalarımız sadece doktor önerileri dahilinde ilaç kullandığında bu tür alerjik reaksiyonların sayısı azalacaktır.

Doç. Dr. Bülent BOZKURT

01.12.2016


Bu yazı Lokman Hekim Hastaneler Grubu tarafından yazıldı ve 2160 kere izlendi.


Yorumlar

Yükleniyor...


İlgili Makaleler