Hamilelikte Beslenmenin Altın KurallarıLokman Hekim Hastaneler Grubu Oluşturuldu: 2016-12-19 06:11:40
Görüntü Sayısı: 1528

Hamilelikte Beslenmenin Altın Kuralları

Hamilelikte, anne ve bebeğin sağlığı için dengeli ve yeterli beslenme, egzersiz yapma ve düzenli doktor kontrolü büyük önem taşıyor. Hamilelik dönemi boyunca bilinçli beslenme ile hem annenin hem bebeğin sağlığını korunur. Anne adayı, hamilelik öncesi beslenme konusunda gösteremediği özeni, gebeliğin başlamasıyla birlikte azami şekilde göstermek zorundadır. İşte bu kritik dönemde anne adaylarının en çok sordukları sorular ve yanıtları…

Hamilelikte Beslenmenin Altın Kuralları

Hamile anne adayları nasıl beslenmelidir?

Kalsiyumun zengin kaynağı olansüt, yoğurt ve peynir düzenli tüketilmeli, su tüketimi 10 bardağın altına inmemeli, her gün 1 adet yumurta veya 1 porsiyon etli sebze veya kurubaklagil yemeği yemeye özen göstermeli, kurubaklagil, bulgur karışımı yemekleri, C vitamininden zengin sebze ve meyvelerle birlikte sık yenmelidir. Taze sebze ve meyve tüketilmeli. Hazır meyve suları, gazoz ve kolalı içecekler yerine taze sıkılmış meyve suları, ayran, bitki çayları, meyvenin kendi tadı ile yapılmış kompostolar, içecek olarak tercih edilmeli. Kilo kontrolü için meyvenin kendisi tercih edilmelidir. Salam, sosis, sucuk gibi katkı maddeleri ve aşırı tuz içeren yiyecekler mümkün olduğu kadar yenmemelidir. Yemeklerde muhakkak iyotlu tuz kullanılmalı, doğal besinler ile yeterli alınmayan iyot, ancak iyotlu tuzun kullanılması ile anne sütünden bebeğe geçer. Sebzelerin, makarna ve eriştenin, mercimek, nohut ve kuru fasulyenin haşlama suları dökülmemeli, bu yiyecekler önceden yıkanıp ıslatıldıktan sonra pişirilmelidir. Yenilen yiyeceklerin besleyici değerini korumak ve özellikle anemiyi (kansızlığı) önlemek açısından yemeklerle birlikte çay, kahve içilmemeli, yemek yedikten 1-2 saat sonra açık olarak içilmelidir. Pekmez demir minerali içeriğine sahip bir besindir. Şeker yerine tatlı olarak tercih edilmeli, böylece kansızlığa karşı önlem alınmış olur. Sigara ve alkolden kesinlikle uzak durulmalıdır.

Hamilelerin katkı maddesi içeren gıdalar alması neden sakıncalıdır?

Gebelikte beslenme politikası olarak; katkı maddeli besin (salam, sucuk, sosis), konserve yiyecek ve çiğ et (ör; çiğ köfte) mümkün olduğunca tüketilmemeli ve doğal besin maddelerine öncelik verilmelidir. Örnek verecek olursak anne adayının sıklıkla tatlandırıcı besin tükettiğini bu durumda

sindirim sonrası atımda anne mesanesinde kısa süreli bekleyen ürünler bebek mesanesinde daha uzun süreli kalarak ilerleyen yaşlarda mesane kanserine yakalanma riskini arttırıyor.

Özellikle su tüketimlerini 3 litreye kadar arttırmalılar. Gebelikte tansiyon ya da ödem sıkıntıları yok ise ayran, maden suyu, şeker yüksekliği yok ise de meyve suyu kullanabilirler. Günde bir fincan ya da maksimum iki fincan kahvenin olumsuz bir etkisi olmamasına karşın daha fazla miktarlarda vücuda giren kafein, dolaşım sisteminizin olumsuz etkilenmesine ve uykusuz kalmanıza neden olabilir. Dahası, yüksek miktarlarda kafeinin (günde 10 fincan ya da daha fazla) düşük, erken doğum ya da bebekte gelişme geriliği yaptığına dair bazı çalışmalar bulunmaktadır. Kafein içeren diğer sıvılar (kolalar, çeşitli çaylar) için de aynı öneriler geçerlidir.


Çay konusunda ise kahve konusunda söylenenlerden biraz daha fazla şeyler söylemek gerekir. Çay, kafein dışında teofilin denen bir madde ve niteliği tam olarak belirlenmemiş bazı maddeler içerir. Aşırı miktarlarda (günde 10 fincandan fazla) tüketildiğinde içerdiği kafeinin yaptığı olumsuz etkilere ek olarak, besinlerle alınan demirin emilimini de azalttığı bilinen bir içecektir. Bu yüzden gebelikte çay tüketiminin de günde iki fincan ile kısıtlanması gerektiğine inanmaktayım.

Halbuki ismi masum gözüken ve bize aşina olan çeşitli bitki çayları, örneğin adaçayı, sinameki, fesleğen, keten tohumu, ahududu çayı gibi çaylar sıkça tüketildiğinde düşük yapma riskini, gebelikte kanama riskini ve rahim kasılmalarını artırarak erken doğum yapma riskini artırabilmektedir.

Ahududu çayının doğum kasılmalarını başlatıcı etkisi yüzyıllardan beri bilinmekte ve ebeler tarafından bu çay gecikmiş doğumları başlatmak için kullanılmaya devam etmektedir.

Bunlar yanında üçüncü bir grup bitki çayı ise artık hemen her markette rastlayabileceğimiz isimlerini az duyduğumuz veya hiç duymadıklarımız; fesleğen, biberiye, lavanta, yaban mersini, sarı kanturon, melisa yaprağı, kediotu, oğul otu, aloe vera, karahindiba bunlara örnek verilebilir. Bu sayılan bitki çaylarının ortak özelliği gebelik döneminde kullanıldıklarında erken doğum, gebelikte kanama ve düşük riskini artırma olasılıklarının bulunması ve bu nedenle kesinlikle kullanılmaması gerektiğidir.

Hamilelik döneminde yetersiz ve dengesiz beslenmenin etkileri nelerdir?

Beslenme alışkanlıkları, kalp - damar hastalıkları, hipertansiyon, diyabet, kanser gibi pek çok hastalıkta önemli rol oynamaktadır. Yeterli, dengeli ve sağlıklı beslenme birçok kronik hastalıktan korunmada etkili olmaktadır. İleri yaşlarda görülen birtakım rahatsızlıkların temeli henüz küçük yaşlarda iken atıldığı için yaşamın her döneminde besin alımına dikkat etmek gerekmektedir. Yüksek oranda sebze ve meyve tüketimi birçok kronik hastalıktan korunmada etkili olmaktadır. Bebeklik ve çocukluk dönemindeki en önemli sorunlar, onların yanlış beslenme alışkanlığı kazanmalarına bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Bunun sonucunda çocuğun büyüme ve gelişmesi

yavaşlamakta ve durmaktadır. Hatta kazandığı ağırlığı bile kaybedebilmektedir. Bu yaşlardaki yetersiz ve dengesiz beslenme durumunda fiziksel gelişimin yanı sıra zeka gelişimi ve öğrenme yeteneklerinin de olumsuz yönde etkilendiği görülmektedir.

Anne adayı enerji ihtiyacının karşılanması için besin gruplarından tüketilmeli. Yani anne adayı, süt grubu, et grubu, sebze ve meyve grubu, ekmek ve tahıl grubu ve yağ grubu gibi başlıca besin gruplarının hepsinden uzman doktor ve diyetisyeninin tavsiye ettiği oranlarda tüketmeli. Bu dönemde, kalsiyum, demir ve çinko gibi minerallerin, B12, A, C ve D vitaminlerin ve folik asit tüketiminin önemi de artıyor. Dolayısıyla bu gibi mineral ve vitaminler açısından zengin besin kaynaklarının tüketimi de büyük önem kazanıyor. Anne adayları, bu mineral ve vitaminleri tükettikleri gıdalardan alabilecekleri gibi, doktorlarının vereceği besin takviyeleriyle de alabiliyorlar. Besin ve vitamin takviyelerini doktor tavsiyesiyle almak çok önemli çünkü bazı vitaminler vücuttan atılmıyor ve bunların vücutta birikmesi olumsuz sonuçların doğmasına yol açabiliyor. Örneğin aşırı miktarda A ve D vitamini tüketiminden sakınmak gerekiyor. Özellikle fazla A vitamini alımı bebeklerde sakatlıklara yol açabiliyor.


Bu yazı Lokman Hekim Hastaneler Grubu tarafından yazıldı ve 1528 kere izlendi.


Yorumlar

Yükleniyor...


İlgili Makaleler