Hamileliğe Hazırlık Nasıl Yapılmalı?Lokman Hekim Hastaneler Grubu Oluşturuldu: 2016-12-16 13:38:48
Görüntü Sayısı: 1795

Hamileliğe Hazırlık Nasıl Yapılmalı?

Gebelik Öncesinde Neleri Yapmalı, Neleri Yapmamalıyım? Çocuk sahibi olma kararının alınması ve doğuma hazırlık, şüphesiz insan yaşamının en heyecan verici süreçlerden birini oluşturur. Peki, anne adayı için önemli endişe kaynağı olabilen bu dönemin başında nelere dikkat etmeliyiz, neleri yapmalı, neleri yapmamalıyız?

Hamileliğe Hazırlık Nasıl Yapılmalı?

Sağlıklı bir gebelik ve doğum süreci için hamile kalınca değil, gebelik planlandığında kadın doğum hekimi ile görüşülmeli ve takip düzenli aralıklarla gebelik boyu devam etmelidir. Gebelik düşünen anne adayının öncelikle kadın doğum uzmanına başvurması sağlıklı bir gebelik, doğum eylemi ve doğum sonrası dönem için çok önemlidir.


Gebe kalmayı planlayan bir kadın, gebelikten en az 1 ay önce mutlaka 0.4 mg/gün folik asit desteği almalı ve bu desteği gebeliğin ilk 3 ayı boyunca devam ettirmelidir. Bebeğin merkezi sinir sistemi gelişmesi için özellikle gebeliğin ilk haftalarından itibaren folik asit alınması çok önemlidir. Folik asit vücutta depolanmadığı, gebelik süresince normalden fazlasına gerek duyulduğu ve doğal gıdalarla yeterince karşılanmadığı için her gün alınmalıdır. Folik asit desteği ile bebeğin beyin dokusundan başlayıp omuriliğini içine alan yapıda oluşan nöral tüp defekti riski anlamlı bir şekilde azaltılmış olur.

Hamile kalmaya karar verdiğiniz andan itibaren sigarayı bırakmanız gerekmektedir. Kafeinli içecekler azaltılmalı, alkol kullanımı tümüyle bırakılmalı, uyuşturucu, sakinleştirici gibi ilaçları kullanmaya son vermelisiniz. Ağrı kesici olarak mümkün olduğunca parasetamol içerikli ilaçları kullanmalısınız. Yüksek tansiyon, şeker hastalığı, guatr, anemi veya başka bir sistemik hastalığın olması durumunda bunlarla ilgili doktorunuza tekrar başvuralısınız ve hamileliğe hazırlık döneminde ve hamilelik süresince planlanacak tedavi yöntemleri için görüşmelisiniz. Bunun sebebi bu hastalıklar için kullanılacak ilaçların gebelik oluşumuna engel olabilecek olması yada gebelik oluştuğunda bebeğe zarar verebilecek olmasıdır. Kullandığınız ilaçların kesilmesi yada değiştirilmesi gerekebilir. Antideprasan ilaç alıyorsanız doktorunuza danışarak önceden bırakmanızda yarar var.

Günde 10-12 bardak su tüketin. Vücut kitle endeksiniz fazla ise önceden kilo vermeniz gerekmektedir. Eğer kilolu hamile kalırsanız gebelik zehirlenmesi (preeklampsi) , tekrarlayan düşükler de artış ,gebelik diyabeti, hipertansiyon, bebekte gelişim geriliği gibi ciddi sorunlar ortaya çıkabilir. Ayrıca aşırı kilo gebe kalmanızı da zorlaştırır. Bu dönemde baba adayının da kilosuna ve beslenmesine dikkat etmesi gerekir. Aşırı kilo, sigara, alkol sperm sayısında azalmaya ve DNA'da defektlere yol açabilir. Bütün bu olumsuzluklar düzenli bir spor ve dengeli bir diyetle tamamen ortadan kaldırılabilir.

Kızamıkçık enfeksiyonu ile hiç karşılaşmamış veya daha önce aşılanmamış olan kadınların aşılanması gerekmektedir. Aşılamadan sonraki 1 ay korunun, gebelik bu dönemde önerilmez.

Ailesinde veya kendisinde Akdeniz anemisi, orak hücreli anemi, kistik fibrosis ve benzeri kalıtsal hastalıklar olanlar genetik danışmanlık almalıdır.

Dişlerinizde sorun varsa gebe kalmadan önce diş hekiminizle görüşerek gerekli tedaviyi alın.

Her an için hamile kalabileceğiniz için gerekli olmadığı sürece ilaçlardan ve ışın almaktan kaçının.

Radyasyon tehlikesi bulunan yerlere girmeyin.

Yüksek ısı, özellikle sauna ve sıcak su banyoları sperm üretimini olumsuz etkileyebileceğinden buralardan uzak durun.

Düzenli spor yapın, Mümkün olduğunca stresten uzak durun. Uyku saatlerinizi düzenlemeyi ihmal etmeyin.

Günlük 7-8 saatlik uyku planı yaparak her gün bu düzene uymaya özen gösterin. Vücudunuzu esnetin. Bebeğinizin sizin yapacağınız fiziksel aktiviteye de ihtiyacı var. Vücudunuzu egzersiz ve spor yapmaya önceden alıştırmanız, gebelik esnasında daha rahat fiziksel aktivite yapmanızı sağlayarak gebelikte yaşanabilecek, bilinçsizlikten kaynaklanan sakatlıkları engellemiş olur.

Yapılması önerilen tetkikler;

Tam kan sayımı: Kansızlık (anemi) var mı araştırmak için,

Anne ve baba kan grupları: Kan uyuşmazlığı saptanırsa önlem alınması için.

Kan uyuşmazlığı varsa indirekt coombs testi

Tam idrar tetkiki ve idrar kültürü

TSH : Annede guatr ve tiroid hormon bozukluğu varsa bebeği etkileyebilir, bozukluk saptanırsa tedavi gerektirir.

Toxoplazma IGM ve IGG.

Rubella IGM - IGG (Kızamıkçık testleri)

CMV IGM ve IGG

Hepatit B için HBsAg ve AntiHBs testleri yapılır: Annede Hepatit B saptanırsa bebeğe bulaşmayı engellemek için doğumdan sonra bebeğe antikor iğnesi yapılır.

HCV, HIV (AIDS) ve sifiliz (frengi) için VDRL testi

Diyabet açısından riskli hastalarda açlık kan şekeri istenmelidir.

Biyokimya (kolesterol, böbrek ve karaciğer testleri v.b) gebelikte rutin önerilen bir test değildir. Anne yaşı ileri ise veya sistemik bazı hastalıkları varsa yapılmalıdır.

Gebeliğin İlk Belirtileri Nelerdir?

Döllenmiş yumurtanın anne rahmine yerleşmesiyle birlikte gebelik hormonu dediğimiz HCG hızla yükselmeye başlar ve 10. haftada maksimum seviyesine gelir. HCG düzeyinin yükselmeye başlamasıyla beraber, annede bulantı, kusma, baş dönmesi başta olmak üzere koku duyarlılığı, göğüslerde hassasiyet, çarpıntı hissi, aşırı yorgunluk, sürekli uykulu ve yorgunluk halleri, sebepsiz sinirlenme, ağlama nöbetleri ya da sebepsiz mutluluk gibi ani duygusal değişimler, göğüslerin dolgunlaşması, kasıklarda ağrıya benzer bir his, sık sık idrara çıkma, bel ağrıları sık görülmeye başlar.

Gebeliğin ilk günlerinde en erken görülen belirtiler şu şekilde sıralanır;

Adet gecikmesi:

İlk belirti çoğunlukla beklenen adetin gecikmesidir. Bazı kadınlar gebeliğe rağmen adet görmeye devam edebilir ancak, devam eden bu adet genellikle normalden daha kısa ya da az olur.

İmplantasyon kanaması (üstüne adet görme)

Bazı kadınlarda gebeliğin en erken belirtisi lekelenme şeklinde kanama ve kramp tarzı karın ağrısı olabilir. Döllenmiş yumurtanın rahim duvarına yerleşmesi sonucu oluşur. İmplantasyon kanaması çoğunlukla adet dönemine denk geldiği için adet kanamasıyla karıştırılabilir ancak adet dönemi kanamasına kıyasla çok daha hafif ve beneklenme şeklindedir.

Göğüslerde dolgunluk ve hassasiyet

Özellikle gebeliğin erken dönemlerinde görülür. Meme uçlarında koyulaşmanın yanı sıra, göbek çevresi, koltuk altı gibi bölgelerde deri renginde koyulaşma, yüzde lekelerin oluşması görülebilir.

Yorgunluk:

Gebelik döneminde progesteron adı verilen hormon daha fazla salgılanır ve bu hormon yatıştırıcı etkisi nedeniyle yorgunluğu artırır. Bu nedenle halsizlik, yorgunluk ve normalden fazla uyuma ihtiyacı hamileliğin en yaygın erken işaretleri arasındadır.

Bulantılar

Özellikle sabahları bulantı, kusma durumları yaşanır. Sebebi ise gebelik hormonu olan HCG’nin kan seviyesinin yükselmesidir.

Sık idrara çıkma

Bu durum genellikle 6-8. haftalarda görülür.

Vajinal akıntıda artış

Bu akıntılar genelde yumurta akı kıvamında ve kokusuzdur.

Hassasiyetler,aşermeler

Yiyeceklere karşı hassasiyet, tiksinmelerin yanı sıra bazı yiyeceklere de aşerme durumları görülür. Kokulara karşıda duyarlılık üst seviyelere çıkar.

Karında şişkinlik ve kabızlık:

Gebelik süresince yüksek seviyelerde seyreden progesteron hormonu sindirim sistemindeki kaslar dâhil olmak üzere tüm bedeninizde düz kas dokunuzun gevşemesine neden olur. Bu gevşeme sindirim sürecini yavaşlatır ve bunun sonucunda gaz, şişkinlik, geğirme ve genellikle ağır bir yemekten sonra karın bölgesinde rahatsızlığa sebebiyet verir.

Kasık ve bel ağrıları:

Adet döneminine yakın alt karın bölgesinde kramp tarzı ağrılar görülebilir.

Ruh halinde oluşan değişiklikler:

Vücudunuzda oluşan hormon değişimleri ruh halinizde ani dalgalanmalara yol açabilir. Daha kolay sinirlendiğinizi veya daha stresli olduğunuzu hissedebilirsiniz. Bir an çok gülerken hemen ardından ağlamak isteyebilirsiniz. Duygusal değişiklikler oldukça yaygın görülen hamilelik işaretleridir


Bu yazı Lokman Hekim Hastaneler Grubu tarafından yazıldı ve 1795 kere izlendi.


Yorumlar

Yükleniyor...


İlgili Makaleler