Depresyon Nedir ?Lokman Hekim Hastaneler Grubu Oluşturuldu: 2016-12-15 09:11:43
Görüntü Sayısı: 1275

Depresyon Nedir ?

Bu yazı sizi depresyon hakkında doğru bilgilendirmek üzere hazırlanmıştır. Verilen bilgiler ışığında kendinizde ya da bir yakınınızda depresyon olduğunu düşünüyorsanız lütfen bir uzmana başvurarak profesyonel yardım almaktan çekinmeyiniz. Çünkü depresyon tedavi edilebilen bir hastalıktır. Bu hastalıkla kendi başınıza mücadele etmek zorunda değilsiniz.

Depresyon Nedir ?

DEPRESYON NEDİR?

Günlük hayatta sık sık depresyon kelimesini kullanmaktayız. Bu kullanım çoğunlukla günlük üzüntü halini ifade eder. Ancak hastalık olarak depresyon tablosu günlük üzüntülü ve mutsuz olma halinden farklıdır.

Depresyon, en az 15 gün boyunca hemen her gün olan, gün boyu devam eden çökkünlük ve mutsuzluk haline eşlik eden diğer bazı belirtilerle kendini gösteren bir psikiyatrik hastalıktır.


  • Çökkün duygu durum
  • Bütün etkinliklere karşı genel bir isteksizlik
  • İstem dışı kilo alma ya da kilo verme
  • Uykusuzluk ya da aşırı uyuma
  • Huzursuzluk hali veya hareketlerde yavaşlama
  • Bitkinlik ve halsizlik, vücut ağrıları
  • Değersizlik ve suçluluk duyguları
  • Odaklanamama, unutkanlık ve karar verme güçlüğü
  • Yineleyici ölüm düşünceleri, intihar fikirleri ya da girişimleri

Kişi, mevcut çökkün duygu durumuna ek olarak en az 2 hafta boyunca bu belirtilerden en az 5 'iniyaşamaktadır ve bu nedenle günlük görevlerini yerine getirememektedir.

SIKLIĞI VE YAYGINLIĞI NEDİR?

Depresyonun yaşam boyu görülme sıklığı kadınlar için %15-25, erkekler için %5-12 dir. Bu oldukça yüksek bir orandır. Kadınlarda erkeklere göre 2 kat daha fazla görülmektedir. Bu farka ilişkin nedenler hormonal farklılıklar, çocuk doğurmanın etkileri, kadınlar ve erkekler için psikososyal stresörlerin farklılaşması ve öğrenilmiş çaresizlik davranışsal modelleri olarak varsayılır. Ortalama başlangıç yaşı 20 ve 50 yaşları arasındadır. Ancak çocukluk ve yaşlılık döneminde de görülebilmektedir. Bekar ya da boşanmış ya da yalnız yaşayan, sosyal ilişkileri zayıf kişilerde daha kolay ortaya çıkar. Kırsal alanlarda kentsel alanlardan daha sıktır. Ekonomik düzeyle arasında bir ilişki saptanmamıştır. Ailesinde depresyon öyküsü olanlar bireyler depresyon için risk altındadır. Daha önce depresyon geçirmiş kişilerde hastalığın tekrarlama riski vardır. Şeker hastalığı, kanser, romatizmal hastalıklar gibi bazı hastalıklar ve bu hastalıklar için kullanılan bazı ilaçlar depresyona yatkınlık yapabilirler.

Depresyonun iki tedavi şekli vardır:

  • İlaç tedavisi (farmakoterapi)
  • Psikoterapi

Her iki tedavi biçimi de bugün artık etkin bir şekilde kullanılmakta, tedavide iyi sonuçlar sağlamaktadır. Kişinin durumuna göre her biri ayrı ayrı ya da birlikte uygulanmaktadır. Ancak yapılan çalışmalardan elde edilen veriler bu iki tedavinin birlikte kullanılmasının en iyi sonucu verdiğini göstermektedir.

İlaç tedavisinden kastedilen antidepresan ilaçlardır. Günümüzde bu ilaçlar yaygın ve güvenli bir şekilde kullanılmaktadır. Gerekli durumlarda antidepresanlar, antipsikotik ilaçlar, duygudurum dengeleyicileri ya da yatıştırıcılar gibi diğer ilaçlarla birlikte kullanılabilirler.

Hangi tedaviyi alacağınıza doktorunuz karar verecektir. Günümüzde ne yazık ki kulaktan dolma bilgilerle, uzmana gitmeden, reçetesiz biçimde antidepresan kullanıldığını görmekteyiz. Her ilaçta olduğu gibi bu ilaçlarda da doktor kontrolu şarttır.Doktorunuz size en uygun tedaviyi, güvenli bir şekilde ayarlayacaktır. LÜTFEN DOKTOR KONTROLÜ OLMADAN BU İLAÇLARI KULLANMAYINIZ !

Antidepresan ilaçların etkisinin başlaması için ortalama 2-3 hafta gerekmektedir. Bu süre içinde kişi ilacın işe yaramadığını düşünerek ilacını almayı bırakabilir. Lütfen doktorunuza danışmadan ilacınızı bırakmayınız.

Tedavisi süresi en az 6 aydır. Yineleyen depresyonlarda bu süre 1 yıl ya da daha uzun olmaktadır. Tedavi erken bırakıldığı durumlarda depresyonun tekrarlama riski vardır.

İlk günlerde ilaca bağlı birtakım yan etkiler görülebilir (baş dönmesi, sersemlik hali, uyuklama, midede rahatsızlık hissi vb.), bunlar geçicidir, ilk haftadan sonra ortadan kalkarlar. Devam eden şikayetleriniz olursa lütfen doktorunuzla görüşünüz.

Antidepresanlarla ilaçlarla ilgili yaygın bir yanlış inanış da bağımlılık yaptıkları yönündedir. Antidepresanlar ilaçlar bağımlılık yapmamaktadırlar.

Ağır depresyon durumunda özellikle intihar riski bulunan hastalarda hastaneye yatış gerekmektedir. İntihar riski, çevreye zarar verme riski, beslenme ya da kişisel bakımda ağır bozulma yaratacak durumlar hastaneye yatış nedenidir.

Depresyonun tedavisinde kullanılan psikoterapi çeşitleri şunlardr:

  • Bilişsel Terapi
  • Kişilerarası Terapi
  • Davranışçı Terapi
  • Psikoanalitik Yönelimli Terapi
  • Aile Terapisi

Bilişsel Terapi; depresyonda varolduğu düşünülen bilişsel çarpıtmalar üzerine odaklanır. Bunlar, durumların olumsuz yönlerine seçici dikkat ve gerçekçi olmayan hastalıklı sonuç çıkarma gibi çarpıtmalardır. Bilişsel terapinin amacı, depresif dönemi hafifletmek ve hastalara olumsuz bilişleri tanıma ve test etme, alternatif, esnek ve olumlu düşünmeyi sağlama ve yeni bilişsel ve davranışçı tepkilerini sınama konularında yardımcı olarak dönemlerin yinelenmesini önlemeye çalışmaktır.

Kişilerarası Terapi, hastanın o anki bir ya da iki kişilerarası sorununa odaklanır. Bu terapi iki temel tahmin üzerine şekillenir. Birincisi, var olan kişilerarası sorunlar erken dönemdeki olumsuz bozuk ilişkilerden köklerini alıyor gibi görünmektedir. İkincisi, var olan kişilerarası sorunlar o anki depresif sorunları tetikliyor veya sürekli kılıyor gibidir. Bu terapi kişilerarası çatışmalarla (evlilik ilişkileri, iş ilişkileri, sosyal ilişkiler), rol çatışmalarıyla (ebeveyn rolleri), yas süreciyle ve önemli değişikliklerle (evlenme, boşanma, emeklilik, menopoz, yaşlılık dönemi) başa çıkmada yardımcı olmaktadır.

Davranışçı Terapi, uyumsuz davranışların, kişinin toplumsal ilişkilerinde sıkıntı yarattığı ve uyumunu bozduğu varsayımından yola çıkar. Terapi sırasında bu uyumsuz davranışlar ele alınarak uyumlularıyla değiştirilir.

Psikoanalitik yönelimli Psikoterapi, amacı belirtileri azaltmak değil, hastanın kişilik yapısı üzerinde kalıcı değişiklik yaratmaktır. Kişilerarası güvende başa çıkma düzeneklerinde iyileşme, yas tutma kapasitesinde artma ve geniş bir duygu yelpazesini yaşayabilme yeteneğinde artma bu terapinin amaçlarıdır.

DEPRESYON TANISI ALDIYSAK NELERE DİKKAT ETMELİYİZ?

Bu belirtilerin kendinizde olduğunu düşünüyorsanız en kısa sürede bir uzmana başvurunuz.

  • Tedavinizi ve doktor kontrollerinizi aksatmayınız.
  • Herhangi bir sorunuz olduğunda doktorunuzla paylaşmaktan çekinmeyiniz.
  • Her türlü yan etkide doktorunuzu bilgilendiriniz.
  • Tedavi sürecinde alkol kullanmaktan kaçınınız (Alkol, hem depresyon belirtilerini şiddetlendirmekte hem de ilaçlarla etkileşime girip karaciğer üzerine olumsuz etki yapmaktadır).
  • Tedavi süresince canınız istemese bile günlük aktivitelerinize devam etmeye çalışın. Bir şeyler yapabildiğinizi görmek kendinize olan güvenin artmasını sağlar.
  • Egzersizin (düzenli yürüyüş gibi) yapılan çalışmalarda depresyon üzerine iyileştirici etkisi olduğu gösterilmiştir. Her gün en az 20 dk düzenli yürüyün.
  • Mümkün olduğunca açık hava vakit geçirip, gün ışığından faydalanın.
  • Kendinize küçük ödüller verin, başarabildiğiniz şeyler için kendinize “aferin” deyin. Unutmayın, depresyon kolay bir hastalık değildir, bu hastalıkla mücadele ederken ev işlerinizi ya da mesleğinizi yapabilmek güç ister.
  • Arkadaşlarınızla, ailenizle vakit geçirin. Mutlu insanlarla birlikte olun. Mutsuz ve huzursuz ortamlardan uzak durun.

YAKINIMIZ DEPRESYON TANISI ALDIYSA NELERE DİKKAT ETMELİYİZ?

Depresyon “iradesizlik, zayıflık, eksiklik” demek değildir, hastanıza “kendini bırakma, bu kadar iradesiz misin?” gibi ifadeler kullanmanız onun kendini anlamadığınızı düşünmesine yol açmaktan başka bir işe yaramaz. Üstelik içinde bulunduğu yalnızlık hissi ve suçluluk düşüncelerinin de şiddetlenmesine yol açar.

Hastanıza onu anlamaya çalıştığınızı anlatın, nasıl yardımcı olabileceğinizi sorun. Duygularını sizinle paylaşması için teşvik edin.

Depresyondaki bir kişi için bir anda büyük bir sorumluluk almak zor olabilir (uzun bir tatile çıkmak, iş değiştirmek vb). Küçük geziler, kısa tatiller daha yararlı olacaktır.

Hastanızın olumsuz duygularını (öfke, sinirlilik, küskünlük gibi) soğukkanlılık ve sakinlikle karşılayın, yargılamayın, sabırlı olun. Unutmayın, sizin desteğinize ihtiyacı var.

Bu sürecin sizi de etkilediğini düşünüyorsanız yardım almaktan çekinmeyiniz.

Hastanız intihar düşüncelerinden bahsediyorsa en kısa zamanda bir uzmanla görüşmesini sağlayınız.

UNUTMAYIN!

  • DEPRESYON TEDAVİ EDİLEBİLEN BİR HASTALIKTIR.
  • TEDAVİSİZ KALINDIĞINDA TEKRARLAMA RİSKİ ARTMAKTA, EVLİLİK İLİŞKİSİ, OKUL BAŞARISI VE İŞ YAŞAMI GİBİ ÖNEMLİ YAŞAM ALANLARI OLUMSUZ ETKİLENMEKTEDİR.
  • TEDAVİYLE BİRLİKTE TAM DÜZELME SAĞLANMAKTA, KİŞİLER ESKİ SAĞLIKLARINA KAVUŞABİLMEKTEDİR.
  • ÖZEL DURUMLAR HARİÇ ÖMÜR BOYU İLAÇ KULLANIMINA GEREK YOKTUR.
  • ANTİDEPRESAN İLAÇLAR BAĞIMLILIK YAPMAZLAR, VÜCUDA ZARARLI BİR ETKİLERİ YOKTUR.

Bu yazı Lokman Hekim Hastaneler Grubu tarafından yazıldı ve 1275 kere izlendi.


Yorumlar

Yükleniyor...


İlgili Makaleler